
Gıda güvenliğinin ve sürdürülebilir tarımın her geçen gün daha fazla önem kazandığı günümüzde, hayvancılık sektöründe kalite standartlarını belirleyen en önemli kavramlardan biri "Hastalıktan Ari İşletme" statüsüdür. Hem üreticiye sağladığı ekonomik avantajlar hem de tüketiciye sunduğu güvenli gıda garantisi ile bu belge, modern hayvancılığın temel taşlarından biridir.
Bu rehberde; ari işletme nedir, nasıl olunur, desteklemeler ne kadardır ve neden bu statüye geçilmelidir sorularının yanıtlarını detaylıca bulacaksınız.
Hastalıktan Ari İşletme, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen sağlık standartlarını taşıyan, sığır tüberkülozu (Verem) ve sığır brusellozu (Yavru Atma) hastalıklarından tamamen arındırılmış olduğu testlerle kanıtlanmış hayvancılık işletmeleridir.
Bu işletmelerdeki hayvanlar düzenli aralıklarla sağlık taramasından geçirilir. Karantina tedbirleri üst seviyededir ve işletmeye giren çıkan hayvanlar sıkı bir kontrole tabidir. Kısaca, "Sağlık Sertifikalı Çiftlik" olarak tanımlanabilir.
Sıklıkla karıştırılsa da "Onaylı Hayvancılık İşletmesi" (Genellikle AB Onaylı Süt Çiftliği olarak bilinir) ile Ari İşletme arasında fark vardır.
Hastalıktan Ari İşletme: Temel odak noktası hayvanların Tüberküloz ve Brusella hastalıklarını taşımamasıdır.
Onaylı Süt Çiftliği: İşletmenin "Hastalıktan Ari" belgesine sahip olmasının yanı sıra; sağım hijyeni, çiftlik altyapısı, süt soğutma tankları ve hayvan refahı gibi konularda Avrupa Birliği standartlarını karşıladığını belgeleyen daha üst bir statüdür. Bu işletmeler ihracat potansiyeline sahiptir.
Bu statü, sadece bir "belge" olmanın ötesinde hem halk sağlığı hem de işletme ekonomisi için kritiktir:
Halk Sağlığı (Zoonoz Hastalıklar): Tüberküloz ve Brusella, hayvandan insana geçebilen (zoonoz) tehlikeli hastalıklardır. Ari işletmeler bu riski sıfıra indirir.
Ticari İtibar: İşletmenin prestijini artırır, kurumsal firmalar süt alımında bu işletmeleri tercih eder.
Verimlilik: Hastalık stresi olmayan hayvanların süt ve et verimi daha yüksektir.
Tüketiciler için en kritik soru budur: "Neden bu sütü almalıyım?"
Çiğ Süt Satış Yetkisi: Mevzuata göre, son tüketiciye doğrudan perakende "çiğ süt" satışı yapabilme yetkisi sadece Hastalıktan Ari İşletmelere verilmiştir.
Güvenilirlik: Sütün sağıldığı hayvanların hasta olmadığı resmi otoritelerce tescillenmiştir.
Kalite: Genellikle bu işletmelerde somatik hücre sayısı ve bakteri yükü çok daha düşüktür, bu da sütün raf ömrünü ve lezzetini artırır.
Bir üretici için bu belgeye sahip olmanın somut avantajları şunlardır:
Yüksek Destekleme Ödemeleri: Bakanlık, ari işletmelere hayvan başına ekstra destek ödemesi yapar.
Süt Primi: Ari işletmelerden alınan sütler için sanayiciler genellikle daha yüksek bir litre fiyatı verir ve devletin süt primi desteği bu işletmeler için daha yüksektir.
Dış Pazar: Damızlık düve ihracatı veya satışı yaparken ari işletme sertifikası aranan bir şarttır.
Satış Kolaylığı: Perakende çiğ süt satışı yapabilme hakkı sayesinde katma değerli ürün satabilirler.
Veteriner hekimliği açısından "Ari Olmak", Koruyucu Hekimlik uygulamasının zirvesidir. Hastalık oluştuktan sonra tedavi etmek (ki Tüberküloz ve Brusella'nın tedavisi yapılamaz, hayvanlar zorunlu kesime gider) yerine, hastalığın işletmeye girişini engellemeyi hedefler.
Ari bir işletmede biyogüvenlik önlemleri tamdır. Giriş-çıkışlar kontrollüdür, dezenfeksiyon havuzları aktiftir ve dışarıdan gelen hayvanlar karantina sürecinden geçmeden sürüye dahil edilmez. Bu, sürünün genel bağışıklığını ve refahını korur.
Türkiye hayvancılığının sürdürülebilirliği "Ari İşletme" sayısının artmasına bağlıdır. Çünkü:
Genetik İlerleme: Sağlıklı sürülerde genetik ıslah çalışmaları daha başarılı olur.
Ulusal Ekonomi: Hastalıklar nedeniyle gerçekleşen zorunlu kesimler ve verim kayıpları ülke ekonomisine büyük zarar verir. Ari işletmeler bu kaybı önler.
İhracat Kapısı: Türkiye'nin canlı hayvan veya süt ürünü ihraç edebilmesi için bölgesel veya işletme bazlı arilik statüsü şarttır.
Not: Destekleme tutarları her yıl Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile güncellenmektedir. Aşağıdaki bilgiler genel işleyişi yansıtır, güncel rakamlar için Tarım İl/İlçe Müdürlüklerinden teyit alınmalıdır.
Tarım ve Orman Bakanlığı, hayvancılık destekleme modelini değiştirmiş ve "Verimlilik ve Kalite" odaklı yeni bir modele geçmiştir. Bu modele göre:
Temel Hayvancılık Desteği: Her buzağı/hayvan için verilen standart destek.
Ari İşletme İlave Desteği: Hastalıktan ari işletmelerde doğan buzağılar veya anaç hayvanlar için temel desteğe ek olarak yüksek çarpanlı ilave ödemeler yapılır.
Süt Desteği: Ari işletmelerin sattığı süt için litre başına verilen destek, normal işletmelere göre katbekat fazladır.
Örneğin; ari işletme desteği hayvan başına belirlenen tutarlarda (örneğin önceki dönemlerde anaç sığır başına 1.200 TL - 1.500 TL bandında seyreden ek ödemeler gibi) yapılırken, yeni modelde bu tutarlar katsayı ile artırılmıştır.
Süreç titizlikle yürütülür ve aşağıdaki adımları kapsar:
Başvuru: İşletme sahibi, bağlı bulunduğu Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlüğü'ne dilekçe ile başvurur.
Ön Denetim: Yetkililer işletmeyi ziyaret eder, altyapı ve kayıt sistemini (TÜRKVET) kontrol eder.
Numune Alımı ve Testler: İşletmedeki altı aydan büyük tüm sığırlar Tüberküloz ve Brusella testine tabi tutulur.
Süreç (Arınma): İlk testlerde hastalık çıkarsa, hasta hayvanlar tazminatlı olarak mecburi kesime sevk edilir ve işletme karantinaya alınır.
Temiz Raporu: İşletmedeki tüm hayvanların test sonuçları iki kez üst üste negatif çıkana kadar testler tekrarlanır (Genellikle 6 ay arayla).
Belgelendirme: Tüm testler temiz çıktığında "Hastalıktan Ari İşletme Sertifikası" düzenlenir.
Yenileme: Bu belge süresiz değildir. Her yıl testlerin tekrarlanması ve negatif çıkması gerekir.
Hastalıktan Ari İşletme olmak, sadece devlet desteklerinden yararlanmak için değil, kârlı ve sürdürülebilir bir hayvancılık yapmak için zorunluluktur. Sağlıklı hayvan, kaliteli süt ve güvenli gıda zinciri bu işletmelerle mümkündür. Eğer hayvancılık sektöründeyseniz, hedefleriniz arasına mutlaka "Arilik Belgesi"ni koymalısınız.